ANAYASA MAHKEMESİ KARARI
Esas Sayısı : 2024/6 (Değişik İşler)
Karar Sayısı : 2026/1
Karar Tarihi : 15/1/2026
R.G.Tarih-Sayı : 16/4/2026-33226
DAVACI: Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığı
DAVALI: Adalet ve
Demokrasi Partisi
DAVANIN KONUSU: Adalet
ve Demokrasi Partisinin kendiliğinden dağılma hâlinin ve buna bağlı olarak
hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi talebidir.
I. DAVANIN GEREKÇESİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının Adalet ve Demokrasi
Partisinin ilk büyük kongresini süresinde yapmadığı ve zorunlu organlarını
oluşturmadığı gerekçesiyle kendiliğinden dağılma hâlinin ve buna bağlı olarak
hukuki varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesi talebini içeren
16/12/2024 tarihli ve 2024/51047475-1003 sayılı yazısının ilgili kısmı
şöyledir:
“2820 Sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 14/7. maddesi
uyarınca Parti kurucuları ilk büyük kongreyi, partinin tüzel kişilik
kazanmasından başlayarak iki yıl içinde toplamak zorundadırlar.
2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 121. maddesinin
atfı nedeni ile, derneklerin sona erme halleri düzenleyen 4721 sayılı Türk
Medeni Yasası’nın 87. maddesinin 2. bendi uyarınca ‘İlk genel kurul
toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu organların
oluşturulmamış olması’ kendiliğinden sona erme hallerinden biridir.
Davalı parti tüzel kişilik kazandığı 5.5.2022 tarihinden
bu yana iki yılı aşkın bir süre geçtiği halde ilk büyük kongresini yapmamış ve
zorunlu organlarını oluşturmamıştır.
Bu itibarla davalı parti hakkında kendiliğinden dağılma
hali ve buna bağlı olarak hukuki varlığının sona ermesi şartları oluşmuştur.
…
Davalı Adalet ve Demokrasi Partisinin, 2820 sayılı Siyasi
Partiler Yasası’nın 14. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi ve 121. Maddesi
ile Dernekler Yasası’nın 36. maddesi yollamasıyla Türk Medeni Yasası’nın 87.
maddesinin 2. bendi uyarınca, ilk büyük kongresini süresinde yapmaması ve
zorunlu organlarını oluşturmaması nedeni ile kendiliğinden dağılma halinin ve
buna bağlı olarak hukuki varlığının sona erdiğinin karar verilmesi iddia ve
talep olunur.”
II. PARTİNİN SAVUNMASI
Adalet ve Demokrasi Partisinin 16/5/2025 tarihli ve
2025-3 sayılı savunmasında 22/4/1983 tarihli
ve 2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nda yer alan “Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler
içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz.” hükmüne
istinaden Parti Tüzüğü’nün 21. maddesinin “Büyük kongreyi olağan toplama
yetkisi genel idare kuruluna aittir. Genel idare kurulu iki yıldan az, üç
yıldan fazla olmamak kaydıyla büyük kongreyi toplamak zorundadır.” şeklinde
düzenlendiği ve buna göre de 1. Olağan Kongre’nin 5/4/2025 tarihinde yapıldığı,
2820 sayılı Kanun’un 14. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca parti
kurucularının ilk büyük kongreyi, partinin tüzel kişilik kazanmasından
başlayarak iki yıl içinde toplamak zorunda oldukları hükmünü sonradan öğrenmiş
bulundukları ve 1. Olağan Kongre’nin ileri bir tarihte yapılmasında hiçbir
kasti davranış ve keyfî bir ihmalin söz konusu olmadığı belirtilmiştir.
III.
İNCELEME
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı, Raportör
Oğuz ÇAKAR tarafından hazırlanan rapor, ilgili Anayasa ve kanun hükümleri,
bunların gerekçeleri ile diğer belgeler okunup incelendikten sonra gereği
görüşülüp düşünüldü:
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Partinin süresi
içinde ilk büyük kongresini yapmadığını ve zorunlu organlarını oluşturmadığını
ileri sürerek kendiliğinden dağılma hâlinin ve buna bağlı olarak hukuki
varlığının sona erdiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
3. 2820 sayılı Kanun’un 8. maddesinde
belirtilen bildiri ve belgelerin İçişleri Bakanlığına verilmesiyle siyasi
partilerin tüzel kişilik kazanacakları, 14. maddesinin birinci fıkrasında
siyasi partinin en yüksek organının büyük kongre olduğu, yedinci fıkrasında ise
parti kurucularının ilk büyük kongreyi partinin tüzel kişilik kazanmasından
başlayarak iki yıl içinde toplamak zorunda oldukları belirtilmiştir.
4. Adalet ve Demokrasi Partisi, kuruluşuna dair bildiri
ve eklerini 5/5/2022 tarihinde İçişleri Bakanlığına vermek suretiyle 2820
sayılı Kanun’un 8. maddesine göre tüzel kişilik kazanmıştır. Partinin Kanun’un 14. maddesi uyarınca bu tarihten
itibaren iki yıl içinde ilk büyük kongresini toplaması ve zorunlu organlarını
oluşturması gerekmektedir.
5. Anılan Kanun’un 121. maddesinin birinci fıkrasında “Türk
Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanunu’nun ve dernekler hakkında uygulanan diğer
kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da
uygulanır.” denilmektedir. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî
Kanunu’nun 87. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde ise ilk
genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede yapılmamış ve zorunlu
organların oluşturulmamış olması durumu, derneğin kendiliğinden sona erme
nedenlerinden biri olarak sayılmıştır.
6. 2820 sayılı Kanun’un 13. maddesinde “Siyasi
partilerin merkez organları büyük kongre, genel başkan ile diğer karar,
yönetim, icra ve disiplin organlarından ibarettir. Bu organların isimleri ve
üye sayıları tüzüklerinde gösterilir.”, anılan Kanun’un 16. maddesinde “Siyasi
partilerin merkez karar, yönetim ve icra organları parti tüzüğünde belirtilen
isim, şekil ve sayıda kurulur. Büyük kongrece seçilecek merkez organlarının her
birinin üye sayısı 15’den az olamaz.”, Kanun’un 17. maddesinde “Siyasi
partinin merkez disiplin kurulu, bu Kanunda ve parti tüzüğünde gösterilen
şekilde kurulur. Bu kurulun üye sayısı yediden az olamaz.” hükümleri yer
almaktadır.
7. Anayasa Mahkemesinin 6/11/2025 tarihli toplantısında,
Adalet ve Demokrasi Partisinin 16/5/2025 tarihli savunmasında 5/4/2025
tarihinde Parti Büyük Kongresi’nin yapıldığının ifade edildiği görülerek
kongrenin parti siciline işlenip işlenmediğinin ve işlenmediyse bunun
gerekçelerinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından sorulmasına karar
verilmiştir.
8. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26/12/2025 tarihli
ve 51047475/2025-2035 sayılı cevabi yazısında; Parti tarafından 5/4/2025
tarihinde yapıldığı bildirilen kongrede, Genel İdare Kurulu asıl üyeliğine
seçildiği bildirilen altı kişi ve yedek üyeliğine seçildiği bildirilen bir kişi
ile Yüksek Disiplin Kurulu asıl üyeliğine seçildiği bildirilen bir kişiye ait
nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi ve adli sicil kaydı evrakının ve
Divan Tutanağı’nda değiştiği bildirilen tüzüğün son hâlinin onaylı bir
suretinin gönderilmediğinin tespit edildiği, bunun üzerine 10/9/2025 tarihinde
Partiden bu eksikliklerin giderilmesinin istendiği ancak eksik evrakların
gönderilmediği anlaşıldığından bahsi geçen kongrenin parti siciline işlenmediği
ifade edilmiştir.
9. Bu durumda zorunlu organlarına seçilen üyelerinin
nüfus kayıt örneği, yerleşim yeri belgesi ve adli sicil kaydı evrakını Yargıtay
Cumhuriyet Başsavcılığına göndermeyen Adalet ve Demokrasi Partisinin ilk büyük kongresini bugüne kadar kanun
hükümlerine uygun olarak yapmadığı anlaşılmaktadır. Partinin tüzel kişilik kazandığı tarihten itibaren iki
yıl içinde ilk büyük kongresini yapıp zorunlu organlarını oluşturmaması kanunun
emredici hükümlerine aykırılık taşımakta ve Partinin kendiliğinden sona erme
hâllerinden birini oluşturmaktadır.
10. Açıklanan nedenlerle 5/5/2022 tarihinde tüzel kişilik
kazanan ve ilk büyük kongresini Kanun’a uygun olarak süresinde yapmayan
Partinin hukuki varlığının sona erdiğinin tespiti gerekir (benzer yönde değerlendirme için bkz. AYM, E.2019/11, (D. İş) K.2021/3, 14/01/2021, §§ 2-10;
E.2024/4 (D. İş), K.2025/2, 7/5/2025, §§ 2-9).
11. Öte yandan Kanun’un 110. maddesinin birinci
fıkrasında “Kapanan bir siyasi partinin malları, büyük kongre toplanma yeter
sayısının salt çoğunluğunun oyu ile alacağı bir karar üzerine, bir diğer siyasi
partiye veya başka bir parti ile birleşmek için kapanma kararı alınmışsa,
birleşeceği partiye, ilgili partinin de kabul etmesi şartıyla devredilebilir.
Aksi halde kapanan siyasi parti malları Hazineye geçer.”
denilmektedir. Bu itibarla tüzel kişiliği sona eren Partinin mallarının
Hazineye geçmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ bu
görüşe katılmamıştır.
IV. HÜKÜM
A. Adalet ve
Demokrasi Partisinin 22/4/1983 tarihli ve 2820 sayılı Siyasi Partiler
Kanunu’nun 121. maddesinin yollamasıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk
Medenî Kanunu’nun 87. maddesi gereğince dağılmış sayılarak hukuki varlığının
sona erdiğine Kadir ÖZKAYA, Yıldız SEFERİNOĞLU ile Selahaddin MENTEŞ’in karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. Partinin tüm
mallarının 2820 sayılı Kanun’un 110. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
Hazineye geçmesine OYBİRLİĞİYLE,
C. Gereğinin
yerine getirilmesi için karar örneğinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına
gönderilmesine OYBİRLİĞİYLE,
15/1/2026 tarihinde karar verildi.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Başkanvekili
Basri BAĞCI
|
Üye
Engin YILDIRIM
|
|
Üye
Rıdvan GÜLEÇ
|
Üye
Recai AKYEL
|
Üye
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
|
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|
Üye
İrfan FİDAN
|
|
Üye
Kenan YAŞAR
|
Üye
Muhterem İNCE
|
Üye
Yılmaz AKÇİL
|
|
Üye
Ömer ÇINAR
|
Üye
Metin KIRATLI
|
|
|
|
|
|
|
KARŞIOY
1- Mahkememiz çoğunluğu; Adalet ve Demokrasi Partisinin
kuruluşunu takiben iki yıl içinde ilk büyük kongresini yapmadığı ve zorunlu
organlarını oluşturmadığı gerekçesiyle, 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun
121. maddesi delaletiyle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 87. maddesi
uyarınca hukuki varlığının kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar
vermiştir. Aşağıda açıklanan gerekçelerle, somut olayda "kendiliğinden
dağılma" koşullarının oluşmadığı ve davanın reddi gerektiği kanaatiyle
çoğunluk görüşüne iştirak etmiyoruz.
2- Anayasa’nın 68. maddesinde siyasi partiler,
demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurları olarak tanımlanmıştır. Bu
anayasal statü; siyasi partilerin varlığına yönelik müdahalelerin ancak
demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve "ölçülülük" ilkesi
çerçevesinde gerçekleştirilmesini zorunlu kılar. Örgütlenme özgürlüğü
bağlamında bir siyasi partinin tüzel kişiliğine son verilmesi, başvurulabilecek
en son ve en ağır çaredir.
3- Davalı partinin zorunlu organlarını oluşturduğu
konusunda bir ihtilaf bulunmamasına rağmen, sadece bazı kurul üyelerinin şahsi
evraklarının Başsavcılığa gönderilmemiş olmasının 'kongrenin yapılmadığı'
sonucuna bağlanması, şeklin esasa üstün tutulması anlamına gelmektedir. Bu
yaklaşım, ulaşılan ağır sonuç (tüzel kişiliğin sona ermesi) ile tespit edilen
noksanlık arasında açık bir orantısızlık doğurmakta ve ölçülülük ilkesini ihlal
etmektedir.Bakılmakta olan davada, kongrenin yapıldığına ve zorunlu
organların oluşturulduğuna dair bir tartışma bulunmamaktadır. Bazı üyelerin
nüfus kayıt örneği, ikametgâh ve adli sicil belgelerinin gönderilmemiş olması,
kongrenin yapılmadığı anlamına gelmez. Bir kongrenin yok sayılmasının
yaratacağı hukuki sonuçlar göz önüne alındığında, Başsavcılığın tespit ettiği
bu tür küçük eksiklikleri kongrenin geçersiz sayılması için gerekçe göstermek,
orantısız bir sonuç doğuracaktır.
4- Anayasa Mahkemesi’nin süresinde kongresini
yapmayan partilere karşı açılan davalardaki yerleşik içtihadı; karar tarihine
kadar kongrenin yapılmış olması halinde, bu kongrenin esas alınarak davanın
reddi yolundadır. Nitekim Mahkememizin yakın tarihli kararları da (Örn: As
Parti, 7.5.2025, E:2024/4 (Değ. İş), K:2025/2) bu yöndedir.
5- Somut olayda da, davalı partinin 1. Olağan
Büyük Kongresi’ni 5/4/2025 tarihinde Çankaya 4. İlçe Seçim Kurulu
Başkanlığı’nın gözetim ve denetiminde gerçekleştirdiği, zorunlu organlarını
oluşturduğu anlaşılmaktadır. Kongrenin yasal sürenin bitiminden sonra yapılmış
olması, tek başına partinin "dağılma iradesini" ortaya koyan bir
durum olarak değerlendirilemez. Aksine, kongrenin icrası partinin siyasal
faaliyetlerini sürdürme kararlılığını açıkça ortaya koyan güçlü bir fiili
durumdur.
6- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, söz konusu
kongrenin bazı evrak eksiklikleri (nüfus kayıt örneği, adli sicil kaydı,
yerleşim yeri belgesi vb.) nedeniyle parti siciline işlenmediğini belirtmiştir.
Kongrenin sicile kayıt işlemi, kongrenin gerçekleşmesi bakımından kurucu bir
unsur değildir. Sicile işlenmeme sebebi olarak gösterilen noksanlıklar,
"esaslı" unsurlardan ziyade her zaman giderilebilecek nitelikteki
"şekli" eksikliklerdir.
7- Öte yandan, Başsavcılığın 26.12.2025 tarihli
yazısında; tüzük değişikliğinin onaylı halinin, nüfus kayıt örneğinin,
ikametgâh ve adli sicil belgelerinin gönderilmemesini, sicile kaydedilmemeye
gerekçe olarak sunduğu görülmektedir. Söz konusu belgelerin Cumhuriyet
Başsavcılığı sisteminden de görüntülenmesi mümkündür. Ayrıca, iddianame kapsamı
dışındaki teknik noksanlıkların mütalaa aşamasında genişletilerek hükme esas
alınması, savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma hakkının ihlali
niteliğindedir.
8- Açıklanan nedenlerle; davalı siyasi partinin
karar tarihinden önce kongresini yaptığı, zorunlu organlarını oluşturduğu,
Başsavcılıkça ileri sürülen noksanlıkların "kendiliğinden dağılma"
karinesini oluşturacak ağırlıkta olmadığı ve usuli açıdan iddianame
sınırlarının aşıldığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesi
gerektiği kanaatiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
|
Başkan
Kadir ÖZKAYA
|
Üye
Yıldız SEFERİNOĞLU
|
Üye
Selahaddin MENTEŞ
|